Arkadaşlarınla İlişki Kodlarını Yeniden Yaz

Hep anlayan, hep arayan, hep taşıyan taraf olmadan da yakınlık kurabilmek mümkün.

Belki hayatında uzun yıllardır olan arkadaşların var.

Ama yine de bazen…

Hep ilk mesajı sen atıyorsun.
Onların sorunlarını saatlerce dinliyorsun ama sıra sana geldiğinde aynı alanı bulamıyorsun.
Bir şeye kırıldığında söylemek yerine uzaklaşıyorsun.
“Hayır” demek istediğinde ayıp olacakmış gibi hissediyorsun.
Bir arkadaşın senden uzaklaştığında hemen “Ben ne yaptım?” diye kendini sorguluyorsun.
Ve bazı arkadaşlıkların içinde kendini olduğundan daha küçük, daha sessiz ya da daha uyumlu hâle getiriyorsun.

Sevilmek ve ait olmak için olduğundan farklı olmak zorunda değilsin.

Belki mesele sadece yanlış arkadaşları seçmek değildir.

Belki arkadaşlıkların içinde tekrar eden bazı eski kodlar vardır:

“Sevilmek için uyum sağlamalıyım.”
“İhtiyaçlarımı söylersem fazla olurum.”
“Ben aramazsam ilişki biter.”
“İyi arkadaş hep yanında olandır.”
“Hayır dersem kırılır.”
“Beni dışarıda bırakırlarsa demek ki yeterince değerli değilim.”

Arkadaşlık bazen sadece arkadaşlık değildir

Arkadaşlarınla kurduğun bağın içinde;

ait olma ihtiyacı,
reddedilme korkusu,
görülme arzusu,
kıyas,
rekabet,
verme-alma dengesi
ve çocukluktan taşıdığın ilişki rolleri

yeniden ortaya çıkabilir.

Bazen bugünkü bir arkadaşlıkta yaşadığın kırgınlık, sadece bugünkü olayla ilgili değildir.

“Yine beni seçmediler.”
“Yine ben fazla verdim.”
“Yine ben dışarıda kaldım.”

gibi çok daha eski bir duyguyu tetikliyor olabilir.

Bu çalışma arkadaşlarını değiştirmek için değil

Kim haklı, kim haksız onu bulmak için de değil.

Arkadaşlıkların içinde senin hangi role otomatik olarak geçtiğini fark etmek için.

Hep veren misin?
Hep dinleyen misin?
Hep toparlayan mısın?
Kırıldığında susup uzaklaşan mı?
Terk edilmemek için sınırlarını esneten mi?
Yoksa incinmemek için hiç tam olarak yaklaşmayan mı?

Bunlara bakacağız.

Bu çalışmada neye bakacağız?

Aidiyet
Bir grubun içinde kendin olarak kalabiliyor musun, yoksa kabul görmek için uyum mu sağlıyorsun?

Sınırlar
Arkadaş olmak ile her şeye yetişmek arasındaki çizgi nerede?

Karşılıklılık
İlişkide verme ve alma dengesi var mı?

Reddedilme ve dışlanma
Bir arkadaşın uzaklaştığında bunu hemen kendi değerinle mi ilişkilendiriyorsun?

Kıyas ve rekabet
Arkadaşının başarısı sende ne uyandırıyor?

Yakınlık
Gerçekten görülmeye izin veriyor musun, yoksa hep “güçlü olan” tarafta mı kalıyorsun?

Dönüşüm nasıl görünebilir?

Her ilişkiyi tek başına taşımamak.

Kırıldığında sessizce uzaklaşmak yerine konuşabilmek.

“Hayır” dediğinde kötü bir arkadaşmış gibi hissetmemek.

Sadece ihtiyaç duyulduğunda değil, gerçekten sevildiğin ilişkilerde kalmak.

Arkadaşının başarısını kendi eksikliğin gibi yaşamamak.

Ve belki ilk kez şunu hissedebilmek:

“Sevilmek ve ait olmak için kendimi küçültmek zorunda değilim.”

Arkadaşlarınla İlişki Kodlarını Yeniden Yaz

Bu çalışma arkadaşlarını değiştirmek için değil.

Arkadaşlıkların içinde tekrar eden aidiyet, reddedilme, sınır, kıyas ve verme-alma kalıplarını fark etmek; daha karşılıklı, daha gerçek ve daha özgür ilişkiler kurabilmek için.

 16 Mayıs'ta başlıyor - 2 haftada bir toplam 4 oturum